Günümüzde petrol ürünleri ekonomik olması ve kolay bulunabilirliği nedeni ile, ulaşım alanında tercih edilen ve kullanılan bir enerji kaynağıdır. Petrol kaynaklarının yavaş yavaş tükenmeye başlaması nedeni ile alternatif enerji kaynaklarının araştırılmasına hız verilmiştir. Ancak bu güne kadar denenen bir çok alternatif enerji kaynağı pahalı olması nedeni ile henüz petrolün yerini alamamıştır.
Otomotiv sektörü, motorlu araçlarda kullanılan mevcut yakıtın kalitesinin iyileştirilmesi veya doğalgaz (CNG), sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) gibi alternatif yakıt türlerinin yanı sıra elektrik, güneş enerjisi gibi kullanılan yeni araç teknolojileri için çalışmalarını hızlı şekilde sürdürmektedir.Kolay bulunması, teknoloji ve endüstrideki ilerleme, ekonomik zorluklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de LPG nin otomotiv sektöründe kullanımının hızla gelişmesinin zemini hazırlamıştır.
Üretiminin %60’ının doğalgaz, %40’ının rafineriden elde edildiği LPG’nin 2010 yılında toplam üretiminin 22 milyar ton olacağı tahmin edilmektedir. Bu istatistiği bilgi dikkate alındığında;LPG ye olan talebin gelecek yıllarda endüstriyel gelişmeler ve bunun sonucu artan enerji ihtiyacına bağlı olarak daha da artacağı görülmektedir. Otomotiv sektöründeki arayışlar sıvılaştırılmış petrol gazı(LPG)’nin araçlarda alternatif yakıt olarak kullanımını gündeme getirmiştir. LPG; petrolün yan ürünleri olan bütan ve propan gazlarının bir karışımıdır.[6] Dünyada alternatif yakıt olarak LPG'nin otomobil, otobüs, kamyon, traktör gibi taşıtlarda, sulama pompalarında, kendinden tahrikli çiftlik araçlarında, petrol sondaj donanımlarına güç vermede kullanılmaya başlamasının yaklaşık 50 yıllık bir geçmişi vardır.[9]
Ülkemizde LPG kullanımı ilk olarak evlerimizde kullanılmaya başlamıştır. Daha sonraları sanayide kullanımı yaygın hale gelmiştir. Otomotiv sektöründe kullanımı 20 yılı aşmaktadır. Ama bu kullanım tamamen kaçak yollarla yurt dışından getirilen sistemlerin araçlara takılması ile olmuştur. Bu araçlalar da tank olarak uzun yıllar ev tüpleri kullanılmıştır. Montaj yapılan sistemler genellikle yurt dışında kullanılmış ve halk arasında ikinci el olarak tabir edilen sistemlerdir. Bilinçsiz olarak yapılan bu montajlara ve tank olarak ev tüplerinin kullanılmasına ve plastik hortumlar ile yapılan bağlantılara rağmen uzun yıllar çok ciddi bir tehlikeli sonuç açığa çıkmamıştır. [8]
LPG’nin yakıt olarak araçlarda kullanımı dünyada hızla artmaktadır. Ülkemizde bu işlem benzinli motorlara LPG dönüşümü uygulanarak yapılmaktadır. Bilhassa emisyon ve gürültü kirliliği avantajları sebebiyle dünya çapında ilgi görmektedir.
Gelecekte motorların % 20 sinin LPG’li olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenle Türkiye’de de konuya önem verilmiş ve 29 Haziran 1995 de Resmi gazetede yayınlanarak LPG kullanımı yasallaştırılmıştır. Fakat LPG’li motor üretimi yerine, mevcut araçlarda dönüşüm uygulanması yoluna gidilmiştir. Daha kolay, pratik ve ucuz olması nedeniyle tercih edilen bu yol , çok sayıda dönüşüm servisinin açılmasına, ehliyetsiz kişilerin iş yapmasına yol açmıştır. Ancak son zamanlarda yeni standartlar getirilerek, montaj yapan firmalar, denetleyici kuruluşlarca takip edilmektedir. LPG dönüşümü genellikle ekonomik yaptırılmaktadır. Ancak bir çok kullanıcı hiç düşünmediği problemlerle karşılaşmaktadır. Bunun temel sebebi aracın çift yakıtlı (Benzin+LPG) olarak kullanılmak istemesindendir. Benzin özelliklerine göre ayarlanmış bir motor LPG’li olarak verimli çalışmamaktadır. Bunun terside geçerlidir. Üretici firmalar teknolojilerini geliştirerek problemleri azaltmaya çalışmaktadırlar.
Bütün bu sorunlara ve problemlere rağmen ülkemizde benzinle çalışan araçlara sonradan LPG sistemleri takılmaya devam edilmektedir. Dünyada LPG’nin tercih nedenlerinden biriside çevreye verdiği zararın en az seviyede olmasıdır. Oysa ülkemizde ki dönüşümlerin tek nedeni olarak ekonomiklik ön plandadır. Taşıt kullanıcıları son 5-6 yıldır zaman zaman değişmekle beraber %35-60 arası yakıt masraflarından tasarruf etme imkanı bulmuştur.
Aşırı talep olması sonucu devletin vergi kaybı meydana gelmiştir. Devlet bu kayıplarını telafi etmek için LPG dönüşümlerini azaltmak amacı ile vergilendirme yoluna gitmiştir. Ne var ki gerek yıllık alınan taşıt vergisini 4 katına çıkarması ve LPG li araçlarda yıllık 150 milyon ek vergi talep edilmesi yüksek yargı organları tarafından iptal edilmiştir.Bunun sonunda devlet LPG’nin KDV oranını % 40 a çıkararak fiyatını aşırı artırmıştır. 2001 yılı içindeki ekonomik kriz nedeni ile de aşırı zam gören LPG bunun sonunda eski cazibesini yitirmiştir. Bundan 3-4 yıl önce % 60-70 arası olan yakıt tasarrufu artık % 40-50’lere kadar gerilemiştir. Ve talepte buna bağlı olarak düşmüştür.[8]
Bütün bunların sonucunda halen ülkemizde LPG dönüşümü yapılmış araç yaklaşık olarak 800.000 kadar olduğu tahmin edilmektedir. Bu tahmin durumundadır.[10] Çünkü aşırı maliyet nedeni il insanlar Trafik tescil işlemlerini yaptırmaktan kaçınmaktadır. Bir diğer ifade ile bu taşıtlar gayri kanunu durumdadır. Veya yetkili insanlar tarafından kontrol edilip onay verilmemiştir.
İşte bu durumda karşımıza çok önemli bir sorun çıkmaktadır. LPG’li taşıtlar ne kadar güvenlidir? LPG sistemlerinin güvenlik ve emniyet sorunları var mıdır? Dönüşümü yapan firmalar ve teknik elemanlar yeteri kadar eğitim almış mıdır? Kullanıcılar bu sistemlerin güvenliği konusunda bilinçli hareket ediyorlar mı?
Bu konularda çözümler ve arayışlarımız, bilgilendirmelerimiz devam edecektir.
Kaynak: Gazi Ünv. Kaynakları.
Herkesin yazı yazması yöneticiler tarafından engellenmiştir.